Cephelerde Mustafa Kemal: Trablusgarp’tan Çanakkale’ye

1905’te Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden kurmay yüzbaşı olarak mezun olan Mustafa Kemal’in önünde henüz ne Çanakkale’de kazanacağı tanınırlık ne de 1919 sonrasında üstleneceği siyasal ve askerî rol vardı. Mezuniyetini izleyen yıllar, genç bir Osmanlı kurmay subayının farklı görevler, siyasal gerilimler ve giderek ağırlaşan savaş koşulları içinde mesleğini öğrendiği bir dönemdi. Trablusgarp, Balkan Savaşları ve ardından Çanakkale, bu sürecin birbirinden farklı üç tecrübe alanını oluşturdu.

Bu dönemi yalnız Mustafa Kemal’in daha sonraki başarılarının hazırlığı olarak okumak yanıltıcıdır. Trablusgarp’ta merkezden uzak, düzenli birliklerin sınırlı olduğu bir savaşla; Balkan Savaşları’nda ağır askerî yenilgi, kurumsal koordinasyon sorunları ve imparatorluğun Avrupa topraklarının büyük bölümünü kaybetmesiyle; Çanakkale’de ise modern endüstriyel savaşın ateş gücü, siperleri, ağır kayıpları ve karmaşık komuta yapısıyla karşılaştı. Bu cephelerin her biri Mustafa Kemal’in askerî tecrübesini genişletti; fakat hiçbirinin sonucu önceden belirlenmiş değildi.

Özet

Mustafa Kemal’in 1911-1915 arasındaki askerî kariyeri kesintisiz bir zaferler dizisi değildir. Trablusgarp’ta Osmanlı Devleti’nin düzenli bir orduyu deniz yoluyla sevk edemediği şartlarda yerel kuvvetlerle yürütülen savunmada görev aldı. [1] Balkan Savaşları sırasında Gelibolu-Bolayır bölgesinde karargâh görevlerinde bulundu; Şubat 1913’te başarısızlıkla sonuçlanan Bolayır-Şarköy harekâtını doğrudan tecrübe etti ve aynı yıl Osmanlı kuvvetlerinin yeniden Doğu Trakya’ya ilerleyişinde görev yaptı. [5] [7] 1915’te 19. Tümen komutanı olarak Çanakkale Cephesi’ne geldi; 25 Nisan’daki Arıburnu çıkarmasına karşı gerçekleştirilen müdahalede ve Ağustos muharebelerinde belirleyici komuta sorumlulukları üstlendi. [10] [12] [17] Buna karşılık cephede onun komutası altında veya dâhil olduğu her harekât başarılı değildi; özellikle Mayıs 1915’teki Osmanlı taarruzları ağır kayıplarla sonuçlandı. [15]

Bu nedenle Mustafa Kemal’in askerî gelişimini anlamanın en sağlıklı yolu onu yalnız sonuçta kazanan komutan olarak değil; farklı savaş türleri, kurumlar, komutanlar, başarısızlıklar ve krizlerle karşılaşan bir Osmanlı kurmay subayı olarak izlemektir. Çanakkale’de öne çıkmasını anlamlı kılan da yalnız kişisel yetenekleri değil, daha önce edindiği kurmaylık tecrübesinin somut bir muharebe krizinde sınanmasıdır.

Kaynak ve yöntem notu. Bu metinde Mustafa Kemal’in yayımlanmış askerî rapor ve anlatıları birincil kaynak çerçevesinin parçası olarak değerlendirilmiştir. Ancak birincil kaynak, yalnızca olayın aktörüne ait olduğu için tarafsız veya eksiksiz kabul edilmemiş; doğrudan sayfa içeriği denetlenemeyen yerlerde tek başına olgusal dayanak yapılmamıştır. Arıburnu Muharebeleri Raporu ile Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe, Mustafa Kemal’in kendi komuta perspektifini temsil eden birincil eserler olarak dikkate alınmış; katalog ve içerik kayıtlarının ötesinde doğrudan sayfa denetimi yapılamayan kısımlar tek başına kanıt kabul edilmemiş; olgusal kronoloji ve değerlendirmeler Osmanlı/Türk kurumsal kayıtları, hakemli araştırmalar ve karşı tarafın kurumsal kaynaklarıyla çaprazlanmıştır. Çanakkale için Türk kaynaklarının yanında Avustralya kaynaklarından yararlanılmasının amacı da aynı muharebe alanını farklı taraflardan karşılaştırmalı biçimde değerlendirmektir.

Trablusgarp ve Balkan Savaşları

İmparatorluğun uzak cephesinde: Trablusgarp

İtalya, 29 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiğinde Trablusgarp ve Bingazi, imparatorluğun Kuzey Afrika’da elinde kalan son geniş topraklardı. Fakat coğrafi uzaklık kadar denizlerdeki kuvvet dengesi de Osmanlı savunmasını güçleştiriyordu. İtalyan donanmasının üstünlüğü nedeniyle İstanbul’dan Trablusgarp’a düzenli ve büyük bir Osmanlı kuvveti göndermek son derece güçtü. Bu şartlarda savunmanın önemli bir bölümü bölgeye farklı yollarla ulaşan Osmanlı subayları ile yerel güçlerin örgütlenmesine dayandı. Dönemin askerî ve siyasal koşulları bakımından bu, düzenli ordu savaşından farklı bir mücadele biçimiydi. [1] [23]

Mustafa Kemal de bu subaylar arasındaydı. 15 Ekim 1911’de İstanbul’dan ayrıldı; bölgeye ulaşmasının ardından 27 Kasım’da binbaşılığa yükseldi. Aralık ayında Tobruk bölgesinde sorumluluk üstlendi, ay sonunda Derne’ye geçti ve 1912 başından itibaren burada görev yaptı. Mart 1912’de Derne komutanlığına getirildi. Türk Tarih Kurumu arşivinde 1912’de Derne’de çekilmiş bir fotoğrafının bulunması da onun bölgedeki mevcudiyetini doğrudan belgeleyen görsel kaynaklardan biridir. [2] [19]
Bu savaşta Mustafa Kemal’in görevi, büyük düzenli birliklere komuta eden klasik bir cephe komutanlığından farklıydı. Yerel savaşçıların örgütlenmesi, farklı kabile ve grupların askerî hedefler etrafında bir arada tutulması, sınırlı silah ve ikmal imkânlarının kullanılması ve İtalyan kuvvetlerinin kıyıdan iç kesimlere doğru ilerleyişinin engellenmesi öne çıkıyordu. Derne’deki muharebeler üzerine hazırladığı raporlar, yerel kuvvetlerin iradesi ve disiplininin her zaman Osmanlı subaylarının planlarıyla örtüşmediğini de gösterir. 16 Ocak 1912’deki çatışma sırasında sol gözünden yaralanması, savaşın onun açısından doğrudan muharebe tecrübesi olduğunu ayrıca ortaya koyar. [3]

Trablusgarp tecrübesinin askerî önemi yalnız başarılı baskınlar veya savunma hareketleriyle ölçülemez. Genç bir kurmay subay için sorun, eldeki sınırlı kuvvetin nasıl kullanılacağı kadar düzenli bir askerî teşkilatın dışında kalan unsurların nasıl sevk ve idare edileceğiydi. Yerel ilişkiler, ikmal sıkıntısı, coğrafya ve siyasî bağlılıklar savaş planının parçası hâline gelmişti. Trablusgarp’ı Mustafa Kemal’in daha sonraki bütün kararlarını açıklayan bir “liderlik okulu” saymaktansa, meslekî eğitimde karşılaşmadığı türden sorunlarla yüz yüze geldiği ilk geniş savaş tecrübesi olarak görmek daha isabetlidir.

Direniş, İtalyanların bütün bölgeyi kolaylıkla denetim altına almasını engellese de savaşın siyasal sonucu cephedeki yerel başarılarla belirlenmedi. İtalya savaşı Akdeniz ve Ege’ye yaydı; Osmanlı Devleti aynı sırada Balkanlar’da hızla ağırlaşan yeni bir askerî tehditle karşı karşıya kaldı. Trablusgarp Savaşı henüz sona ermeden başlayan Balkan Savaşı, İstanbul’un önceliklerini değiştirdi. Osmanlı-İtalyan Savaşı Uşi Antlaşması’yla sona ererken Mustafa Kemal de 1912 sonbaharında bölgeden ayrıldı. Buradaki askerî direnç ile savaşın diplomatik sonucu arasındaki fark, geç Osmanlı askerî tarihinin temel meselelerinden birini açıkça gösteriyordu: Bir cephede direnebilmek, devletin genel stratejik durumunu tek başına değiştirmeye yetmiyordu. [4] [23]

Trablusgarp’tan Balkan felaketine

Mustafa Kemal’in Kuzey Afrika’dan dönüşü, Osmanlı Devleti’nin çok daha yakın ve daha büyük bir krizle karşı karşıya kaldığı sırada gerçekleşti. 1912 sonbaharında Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ’ın oluşturduğu Balkan ittifakıyla başlayan savaş, Osmanlı orduları açısından kısa sürede ağır bir yenilgiye dönüştü. Doğu ordusunun geri çekilişi Bulgar kuvvetlerini Çatalca’ya kadar taşıdı; Selanik kaybedildi, Edirne kuşatma altında kaldı ve imparatorluğun Rumeli’deki hâkimiyeti birkaç ay içinde büyük ölçüde çözüldü. [24]

Mustafa Kemal, 25 Kasım 1912’de Çanakkale Boğazı Kuva-yı Mürettebesi karargâhında harekât görevi aldı ve Aralık başında görevine başladı. Burada yakın arkadaşı Fethi Bey de kurmay görevindeydi. Böylece Trablusgarp’ta da birlikte bulunan iki subay, bu kez Gelibolu Yarımadası’nın kuzeyindeki Bolayır hattında Bulgar kuvvetleri karşısında görev yapıyordu. [5]

Bu safhanın sonradan Çanakkale’yle ilişkilendirilmesi mümkündür; çünkü Mustafa Kemal Gelibolu coğrafyasını ve boğazın savunmasına ilişkin askerî meseleleri 1913’te yakından görme imkânı buldu. Fakat iki yıl sonraki Çanakkale başarısını doğrudan bu görevden çıkarmak aşırı nedensellik olur. 1913’te karşılaşılan düşman, kuvvet düzeni ve harekât şartları 1915’ten farklıydı. Buradan çıkarılabilecek daha temkinli sonuç, Mustafa Kemal’in Gelibolu’nun kara yaklaşmalarını ve savunma problemlerini Birinci Dünya Savaşı’ndan önce meslekî görevi sırasında incelemiş olmasıdır. [6]

Bolayır ve Şarköy: Başarısızlığın tecrübesi

8 Şubat 1913’te gerçekleştirilen Bolayır taarruzu ile Şarköy çıkarması, Mustafa Kemal’in Balkan Savaşı’ndaki en önemli askerî tecrübelerinden biriydi; fakat eski biyografilerin sıklıkla yaptığı gibi bunu onun kişisel başarısı şeklinde anlatmak mümkün değildir. Osmanlı planı, Bolayır’dan yapılacak kara taarruzu ile Şarköy’e çıkarılacak kuvvetlerin koordineli hareket ederek Bulgar birliklerini zor durumda bırakmasına dayanıyordu. Harekâtın zamanlama, koordinasyon, komuta ve icrasında ciddi sorunlar yaşandı ve beklenen sonuç alınamadı. [7] [26]

Mustafa Kemal bu sırada harekât şubesinde görev yapıyordu; dolayısıyla harekâtın planlama ve karargâh boyutunu doğrudan tecrübe etti. Bolayır-Şarköy örneği, onun askerî kariyerini yalnız başarılı kararlar üzerinden okumanın neden eksik kalacağını da gösterir. Bir kurmay subayın meslekî gelişimi, yalnız kazandığı muharebelerden değil, içinde bulunduğu başarısız planlardan, gecikmelerden ve emir-komuta sorunlarından da oluşur.

Bu dönemde Fethi Bey’in Bolayır muharebesine ilişkin daha sonra yayımladığı değerlendirme de harekâtın nedenleri ve sorumlulukları etrafındaki tartışmaların savaş sonrasında sürdüğünü gösterir. Eser, Balkan Savaşı’nın doğrudan aktörlerinden birinin kendi konumundan yaptığı açıklamadır; bu yüzden önemli bir birincil kaynak olmakla birlikte diğer askerî kayıt ve araştırmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Türk Tarih Kurumu kütüphane kaydı, Ali Fethi’nin bu metninin başlığında 25 Kânûnievvel 329 tarihli cevap kaydı bulunduğunu ve Bolayır Muharebesi’ne ilişkin niteliğini doğrular. [8]

Edirne’ye dönüş ve savaşın bilançosu

1913 yazında Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlık İkinci Balkan Savaşı’nı başlattığında Osmanlı yönetimi ortaya çıkan fırsattan yararlanarak Doğu Trakya’ya yeniden ilerledi. Mustafa Kemal, Bolayır’daki kuvvetlerle bu harekâta katıldı; 22 Temmuz’da Bolayır Kolordusu birlikleriyle Edirne’ye girdi. Bununla birlikte Edirne’nin geri alınmasını tek bir subaya veya tek bir komutana mal etmek tarihsel süreci basitleştirir. Şehrin geri alınışı, Bulgaristan’ın eski müttefikleriyle savaşa tutuştuğu yeni stratejik ortam, Osmanlı hükümetinin harekât kararı ve birden fazla askerî birliğin ilerleyişi içinde değerlendirilmelidir. [5] [20]

Balkan Savaşları Mustafa Kemal açısından yalnız yeni görevler ve terfilerle sonuçlanan bir meslek safhası değildi. Osmanlı ordusunun seferberlik, koordinasyon, komuta ve siyasetle ilişkisine dair ağır sorunların savaş alanında görüldüğü bir dönemdi. İmparatorluğun Avrupa’daki topraklarının büyük bölümü birkaç ay içinde kaybedildi; kitlesel göçler, askerî yenilgiler ve siyasî krizler Osmanlı toplumunu derinden etkiledi. [24] [25]

Bu ortamda Mustafa Kemal’in ilerideki bütün askerî düşüncelerinin tamamlandığını söylemek mümkün değildir. Buna karşılık Trablusgarp’ta merkezden uzak, gevşek örgütlenmiş kuvvetlerle; Balkanlar’da ise büyük fakat ciddi kurumsal sorunlar yaşayan düzenli ordularla karşılaşmıştı. Birkaç yıl içinde iki çok farklı savaş biçimini tecrübe etmişti. 1914’te Avrupa’da çok daha geniş bir savaş başladığında, bu tecrübelerin üzerine artık endüstriyel ölçekte bir dünya savaşı eklenecekti.

Çanakkale Savaşları

Boğazların savaşı

Osmanlı Devleti’nin Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na girmesinin ardından Çanakkale Boğazı, İtilaf Devletleri açısından başlıca stratejik hedeflerden biri hâline geldi. Boğazların aşılması İstanbul’u doğrudan tehdit edebilir, Osmanlı Devleti üzerinde ağır baskı yaratabilir ve Rusya’yla deniz bağlantısı kurulmasına imkân sağlayabilirdi. 1915 başında başlayan deniz harekâtı 18 Mart’taki büyük saldırıda sonuç vermeyince İtilaf komutanlığı boğaz savunmasını karadan etkisiz hâle getirecek müşterek bir harekâta yöneldi. 22 Mart’ta alınan kararın ardından Gelibolu’ya geniş çaplı çıkarma hazırlıkları başladı. [9]

Mustafa Kemal bu sırada Sofya’da askerî ataşeydi. Harbiye Nezareti yeni kurulmakta olan 19. Tümenin komutanlığına onu atadı. Atama tarihi 20 Ocak 1915’ti; birkaç gün sonra Tekirdağ’a giderek birliğinin teşkilatlanmasıyla ilgilenmeye başladı. Şubat sonunda tümeniyle Eceabat bölgesine geçti ve burada bir süre Maydos Mıntıka Komutanlığı görevini de üstlendi. Mart sonunda 5. Ordu’nun kurulması ve Liman von Sanders’in komutayı devralmasıyla savunma düzeni yeniden şekillendi; 19. Tümen daha sonra Bigalı çevresinde ordu ihtiyatı olarak konuşlandırıldı. [10]

Bu ayrıntı önemlidir. Mustafa Kemal 25 Nisan sabahında bütün Gelibolu savunmasının komutanı değildi. 5. Ordu’nun başında Liman von Sanders, 3. Kolordunun başında Esat Paşa bulunuyordu; kıyı savunmasının farklı kesimleri başka birliklerin sorumluluğundaydı. Mustafa Kemal’in tarihsel rolünü doğru değerlendirmek, onu komuta zincirinden koparıp bütün savaşın tek askerî aktörü hâline getirmemeyi gerektirir. 19. Tümenin ihtiyat konumu ise ona çıkarmanın yönü belirginleştiğinde kullanılabilecek kuvvet sağlamıştı. [11]

25 Nisan 1915: Arıburnu’nda karar anı

25 Nisan sabahı İtilaf kuvvetleri Gelibolu Yarımadası’na birden fazla noktadan çıkarma yaptı. İngiliz kuvvetleri Seddülbahir’e, Fransız birlikleri Anadolu yakasındaki Kumkale’ye yönelirken Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu Arıburnu çevresine çıktı. ANZAK kuvvetlerinin hedefi, kıyıdaki dar alanda kalmak değil, yarımadanın hâkim sırtlarına ulaşarak boğaza doğru ilerlemekti. Avustralya kaynakları da ilk saatlerde küçük Osmanlı birliklerinin ardından Türk takviyelerinin gelmesiyle ilerleyişin durdurulduğunu kaydeder. [12]

Çıkarma haberi Bigalı’daki 19. Tümen karargâhına ulaştığında Mustafa Kemal başlangıçta tüm tümeni değil, 57. Alayı ve bir dağ bataryasını hareket ettirdi. Conkbayırı-Kocaçimen hattına doğru ilerlerken geri çekilen Osmanlı askerleriyle karşılaştı. Mustafa Kemal’in yayımlanmış Arıburnu raporunda ayrı başlıklarla kayıt altına alınan bu karşılaşma, Çanakkale anlatısının en çok bilinen sahnelerinden biri hâline gelmiştir. Askerlere cephaneleri kalmadıysa süngülerinin bulunduğunu hatırlatarak mevzi almalarını emretti; ardından 57. Alayı muharebeye sürdü. Mustafa Kemal’in Arıburnu Muharebeleri Raporunun içindekilerinde dahi bu safha “Arıburnu’na Hareket”, “Cephaneniz Yoksa Süngünüz Var” ve “Düşmana İlk Saldırı” başlıklarıyla yer almaktadır. [13] [21]

Bu müdahalenin önemini abartmadan da açık biçimde ortaya koymak mümkündür. ANZAK birlikleri 25 Nisan’da kıyıdan içeri doğru bekledikleri ilerlemeyi gerçekleştiremedi ve akşam olduğunda dar bir köprübaşında tutuldu. Avustralya hükümetinin savaş tarihi kaynağı da Mustafa Kemal komutasındaki takviyelerin sabah saatlerinde bölgeye ulaşarak karşı taarruza katıldığını ve gün sonunda ANZAK kuvvetlerinin sınırlı bir alanda kaldığını belirtir. [12]

Burada dengeyi korumak önemlidir. Mustafa Kemal’in müdahalesini önemsizleştirmek, hem Osmanlı hem karşı taraf kaynaklarının işaret ettiği komuta etkisini görmezden gelir. Buna karşılık “tek başına Çanakkale Savaşı’nı kazandı” türündeki anlatı da 5. Ordu’yu, 3. Kolorduyu, 27. Alayın daha erken müdahalesini, 57. Alayı ve diğer Osmanlı birliklerini görünmez kılar. Tarihsel ağırlık, tam da bu iki uç arasında kurulabilir: Mustafa Kemal 25 Nisan’da kendisine ulaşan sınırlı bilgilerle inisiyatif kullandı; kritik araziye zamanında kuvvet sevk etti ve Arıburnu savunmasının ilk gününde önemli bir komuta rolü oynadı. [14] [9] [12]

Bir günlük zafer değil, aylar süren yıpratma savaşı

Çanakkale’nin popüler hafızasında 25 Nisan çoğu zaman belirleyici bir “an” olarak öne çıkar. Oysa kara savaşları bir gün içinde sonuçlanmadı. İlk çıkarma sonrasında Arıburnu’nda iki taraf da siper sistemleri kurdu ve cephe giderek hareketsiz, son derece kanlı bir yıpratma savaşına dönüştü. Osmanlı kuvvetleri ANZAK köprübaşını denize dökmeye; ANZAK birlikleri ise dar kıyı bölgesinden çıkıp hâkim sırtları ele geçirmeye çalıştı. [12] [15]

Bu safha Mustafa Kemal’in kariyerinde yalnız başarılı savunmaların bulunduğu bir dönem değildi. 27 Nisan ve 1 Mayıs’taki Osmanlı karşı taarruzları hedeflenen sonucu vermedi. 19 Mayıs 1915’te ANZAK mevzilerini ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilen daha geniş Türk taarruzu ise ağır kayıplarla başarısız oldu. Modern araştırmalar bu taarruzda Kuzey Grubu’nun mevcudunun yaklaşık dörtte birini kaybettiğini; ardından hatlar arasında kalan ölü ve yaralıların toplanabilmesi için 24 Mayıs’ta ateşkes yapıldığını ortaya koymaktadır. [15]

Bu başarısızlığı anlatının dışında bırakmamak gerekir. Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki askerî performansını değerlendirirken onu hata, kayıp ve sonuç alınamayan harekâtlardan yalıtmak, komutanlık tecrübesini gerçek savaş şartlarından koparır. Başarılı komutanlık, bütün kararların başarıyla sonuçlanması anlamına gelmez. Çanakkale’de kararlar; eksik istihbarat, yoğun ateş, yorgun birlikler, arazi güçlükleri ve üst komutanlık emirleri içinde alınıyordu.

1 Haziran 1915’te albaylığa yükselen Mustafa Kemal, yaz boyunca Arıburnu bölgesindeki görevini sürdürdü. Cephe artık yalnız ilk çıkarma gününün hareketli muharebesinden ibaret değildi. Siperlerin korunması, tahkimat, birliklerin değiştirilmesi, topçu ateşine karşı tedbirler, ikmal, yorgunluk ve sürekli düşman baskısı komutanlığın gündelik meseleleriydi. Yakın tarihli bir çalışma, Mustafa Kemal’in 19. Tümen dönemindeki emirlerini özellikle siper savaşı ve sahra tahkimatı açısından inceleyerek onun komutanlığının yalnız hücum kararlarına indirgenemeyeceğini gösterir. [16]

Ağustos krizi: Anafartalar ve Conkbayırı

Nisan ayından beri süren çıkmazı aşmak isteyen İtilaf komutanlığı Ağustos 1915’te yeni ve kapsamlı bir harekât başlattı. Plan, ANZAK bölgesinden Sarıbayır silsilesinin hâkim tepelerine ilerlemek, aynı zamanda Suvla Körfezi’ne yeni kuvvetler çıkarmak ve Osmanlı savunmasının kuzey kanadını kırmaktı. Avustralya Savaş Anıtı bu harekâtı Gelibolu’daki çıkmazı sona erdirmek için yapılan son büyük teşebbüs olarak tanımlar. [17]

6 Ağustos’ta başlayan saldırılar Lone Pine, Conkbayırı, Kocaçimentepe, Besim Tepe ve Suvla çevresinde çok ağır muharebelere dönüştü. Osmanlı komuta sistemi açısından da ciddi bir kriz ortaya çıktı. Mustafa Kemal, gelişmeleri yakından izliyor ve Conkbayırı yönündeki tehdidin büyüklüğünü üst makamlara bildiriyordu. 8 Ağustos’ta Liman von Sanders tarafından Anafartalar Grubu Komutanlığına getirildi. Böylece artık yalnız kendi tümeninden değil, farklı birliklerden oluşan daha geniş bir kuvvet grubundan sorumluydu. [2] [18]

Mustafa Kemal’in bu günlere ilişkin kendi anlatısı Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe‘de yer alır. Eser, 6 Ağustos’tan sonraki gelişmeleri, Anafartalar Grubu karargâhına geçişini, 9 Ağustos muharebelerini ve 10 Ağustos Conkbayırı taarruzunu ayrı başlıklar altında aktarır. Mustafa Kemal’in anlatısı, bu muharebelerin komuta kademesinden nasıl görüldüğünü ve kendi kararlarını nasıl değerlendirdiğini göstermesi bakımından önemlidir. [18]

9 Ağustos’taki Anafartalar harekâtı İngiliz kuvvetlerinin ilerleyişini durdurdu. Ertesi sabah Mustafa Kemal Conkbayırı’nda Osmanlı karşı taarruzunu yönetti. İtilaf kuvvetleri Sarıbayır sırtlarında kalıcı bir stratejik yarma gerçekleştiremedi ve Ağustos taarruzu başarısız oldu. Avustralya kaynakları da 6-10 Ağustos arasında Conkbayırı ve çevresindeki saldırıların sonuçsuz kaldığını, bütün büyük Ağustos hücumlarının ağır kayıplarla sona erdiğini kaydeder. [17] [18]

Mustafa Kemal açısından Ağustos muharebelerinin önemi, yalnız “Anafartalar kahramanı” şeklinde sonradan oluşan unvanda değildir. Nisan ayında bir tümen ihtiyatının komutanıyken Ağustos ayında birkaç tümen ve bağımsız birlikten oluşan geniş bir muharebe grubunun sevk ve idaresini üstlenmişti. Komuta ölçeğinin birkaç ay içinde büyümesi, onun Çanakkale’deki meslekî konumundaki gerçek değişimi gösterir.

Çanakkale’de Mustafa Kemal’in yerini doğru tartmak

Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşları’ndaki rolü çoğu zaman iki zıt yaklaşım arasında ele alınmıştır. Bir anlatı, cephenin sonucunu neredeyse bütünüyle onun kişisel dehasıyla açıklar. Diğeri ise böylesi bir kahramanlaştırmaya tepki olarak rolünü sıradanlaştırma eğilimi gösterebilir. İki yaklaşım da çok aktörlü bir savaşın yapısını basitleştirir.

Çanakkale, Osmanlı tarafında binlerce subay ve askerin, farklı tümen ve kolorduların, sahil savunmasının, topçunun, mayın hatlarının, donanmanın ve lojistik sistemin birlikte yürüttüğü bir savunmaydı. 18 Mart deniz zaferi Mustafa Kemal’in kara muharebelerinden önce gerçekleşmişti. 25 Nisan’da 27. Alay çıkarmaya karşı Mustafa Kemal’in kuvvetlerinden önce çatışmaya girmişti. Arıburnu, Seddülbahir ve Anadolu yakasında birbirinden farklı komutanlar ve birlikler görev yapıyordu. Dolayısıyla savaşın bütünü tek bir kişinin eseri değildir. [9]

Bununla birlikte Mustafa Kemal’in kendi sorumluluk alanındaki etkisi somut biçimde gösterilebilir. 25 Nisan’da Arıburnu’ndaki tehdidin önemini hızlı değerlendirmesi ve ihtiyattaki kuvvetten bir bölümü emir beklemeden kritik sırtlara yöneltmesi; takip eden aylarda 19. Tümenin cephe komutasını sürdürmesi; Ağustos krizinde Conkbayırı yönündeki tehdidi erken fark etmesi ve ardından Anafartalar Grubu’nun komutasını üstlenmesi, onu Gelibolu kara savaşlarının önemli Osmanlı komutanlarından biri hâline getirdi. Bu önem, efsaneleştirmeye ihtiyaç duymayacak kadar kaynaklarda görünürdür. Karşı tarafın resmî ve kurumsal savaş anlatıları da 19. Tümen komutanı olarak 25 Nisan’daki karşı taarruzdaki rolünü açıkça kaydeder. [12] [13] [18]

Çanakkale aynı zamanda Mustafa Kemal’in kamuoyundaki tanınırlığının belirgin biçimde arttığı dönemdi. Fakat “bütün dünyada tanınan komutan” veya “Türk milletinin tartışmasız kahramanı hâline geldi” türündeki ifadeler, eldeki kanıtın sınırını aşar. Eldeki kaynakların daha rahat desteklediği ifade, Osmanlı askerî ve basın çevrelerinde adının ve başarılarının önceki dönemlere kıyasla çok daha görünür hâle geldiği; askerî kariyerinin de daha üst komuta görevlerine doğru açıldığıdır. [22]

Bir komutanlığın oluşumu

Trablusgarp’tan Çanakkale’ye uzanan dört yıl, Mustafa Kemal’in askerî hayatını tek çizgide ilerleyen bir başarı hikâyesi olarak değil, farklı savaş biçimlerinin art arda geldiği yoğun bir meslekî dönem olarak gösterir. Trablusgarp’ta deniz bağlantısı zayıf, yerel kuvvetlere dayanan bir savunma; Balkanlar’da büyük düzenli orduların ağır yenilgileri, başarısız müşterek harekâtlar ve imparatorluğun toprak kaybı; Çanakkale’de ise topçu, makineli tüfek, siper ve büyük insan kayıplarıyla şekillenen endüstriyel savaş vardı.

Bu yılları değişmeyen tek bir “askerî deha” özüne bağlamak yerine, farklı şartlarda problem çözme biçimlerinin nasıl geliştiğine bakmak daha açıklayıcıdır. Trablusgarp yerel kuvvetleri örgütleme ve sınırlı kaynak kullanma sorununu; Bolayır planlama ve koordinasyonun sonuçlarını; Çanakkale ise zaman baskısı altında karar alma, ihtiyat kuvvetini kullanma ve giderek daha büyük birliklere komuta etme sorununu önüne koydu.

Başarısızlıklar da bu gelişimin parçasıydı. Bolayır-Şarköy harekâtı istenen sonucu vermedi. Çanakkale’de Osmanlı kuvvetlerinin bazı karşı taarruzları ağır kayıplarla sonuçlandı. Komuta ilişkilerinde anlaşmazlıklar, bilgi eksiklikleri ve savaş alanının belirsizlikleri sürekli mevcuttu. Mustafa Kemal’in askerî kariyerini tarihsel olarak anlamlı kılan, bu unsurları biyografiden çıkarmak değil, başarılarla birlikte değerlendirmektir.

1915 sonunda Gelibolu’dan ayrılan Mustafa Kemal artık 1911’de Trablusgarp’a giden genç kurmay subayla aynı meslekî konumda değildi. Dört yıl içinde iki bölgesel savaş ve bir dünya savaşının en yoğun cephelerinden birini tecrübe etmiş; küçük ve düzensiz kuvvetlerden tümen ve grup seviyesindeki komutaya kadar farklı sorumluluklar üstlenmişti. Fakat önündeki askerî ve siyasal yol yine açık uçluydu. Kafkasya, Suriye ve Filistin cepheleri henüz yaşanmamış; Osmanlı Devleti savaştan çıkmamış; Millî Mücadele başlamamıştı.

Bu yüzden Trablusgarp’tan Çanakkale’ye uzanan dönemi, sonradan kurulacak Cumhuriyet’in kaçınılmaz hazırlığı olarak değil, bir Osmanlı kurmay subayının savaş içinde giderek daha ağır sorumluluklar üstlendiği tarihsel bir süreç olarak okumak gerekir. Sonraki Mustafa Kemal’i anlamaya yardım eden şey de geçmişte geleceğin tamamını aramak değil, her yeni tecrübede neyin değiştiğini ve hangi imkânların açıldığını görebilmektir.

Notlar

  1. Hale Şıvgın, “Mustafa Kemal’in İlk Savaşı”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 4/10 (1987), 187–195. ↩

  2. T.C. Millî Savunma Bakanlığı, “Atatürk Kronolojisi”. ↩

  3. Atatürk Ansiklopedisi, “Trablusgarp Savaşı’nda Atatürk”. ↩

  4. Bülent Durgun, “Balkanları Tutuşturan İtalyan Ateşi: Türk-İtalyan Harbi (1911–1912)”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 14/28 (2014). ↩

  5. Atatürk Ansiklopedisi, “Balkan Savaşı’nda Atatürk”. ↩

  6. T.C. Millî Savunma Bakanlığı, “Askerî Görevleri”. ↩

  7. Sezai Kürşat Ökte, “Balkan Harbinde ‘Bolayır Muharebeleri ve Şarköy Çıkarması’ 8–9 Şubat 1913”, Atatürk Yolu Dergisi 74 (2024), 131–150. ↩

  8. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi, Ali Fethi Okyar, Bolayır Muharebesinde Adem-i Muvaffakiyetin Esbâbı katalog kaydı. ↩

  9. Figen Atabey, “İtilaf Kuvvetleri’nin Gelibolu Yarımadası’na Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915)”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 13/18 (2015), 249–270. ↩

  10. İsmail Bilgin, “Maydos Mıntıka Komutanı: Kurmay Yarbay Mustafa Kemal ve Cephedeki Görev Süresi, Cepheden Ayrılışı”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 13/18 (2015). ↩

  11. Gallipoli Association, “Order of Battle – Gallipoli Landings, April 1915”. ↩

  12. Australian Government, Department of Veterans’ Affairs, “Landing at Anzac Cove, 25 April 1915”, ANZAC Portal. ↩

  13. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı, Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu katalog ve içerik kaydı (TTK, 1986). ↩

  14. TÜBİTAK, “25 Nisan 1915 – Çıkarma Günü”, Çanakkale 100. Yıl portalı. ↩

  15. Aslıhan Kervan, “Çanakkale Cephesi’nde 19 Mayıs Türk Taarruzu ve 24 Mayıs Ateşkesi”, Türk Savaş Çalışmaları Dergisi 3/1 (2022). ↩

  16. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, “Çanakkale Muharebelerinde Mustafa Kemal’in (Atatürk) Siper Savaşına Yönelik Emirlerinin Analizi”. ↩

  17. Australian War Memorial, “August Offensive”. ↩

  18. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı, Mustafa Kemal, Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe katalog ve içerik kaydı. ↩

  19. Türk Tarih Kurumu Arşivi, “Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Bey Derne’de”, FT/TB 150 7 (1912). ↩

  20. T.C. Millî Savunma Bakanlığı, “Atatürk Kronolojisi” — 22 Temmuz 1913’te Edirne’nin Bulgarlardan geri alınması. ↩

  21. Sadık Tural, “Çanakkale Ne İdi Yahut Emperyalistler Nasıl Durduruldu”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 22/64-66 (2006); 25 Nisan 1915’te Conkbayırı çevresindeki geri çekilen birlik, süngü emri ve 57. Alayın müdahalesine ilişkin anlatı için. ↩

  22. Atatürk Ansiklopedisi, “Çanakkale Cephesi’nde Mustafa Kemal (Atatürk)”; 1915’te Tanin, Tasvir-i Efkâr ve diğer basın yansımaları üzerinden Mustafa Kemal’in artan görünürlüğü için. ↩

  23. Dirk Vandewalle, “Italy’s Fourth Shore and decolonization, 1911–1950”, A History of Modern Libya, 2. bs. (Cambridge: Cambridge University Press, 2012), 24–42. Trablusgarp ve Bingazi’nin işgali, küçük Osmanlı garnizonlarının yerel nüfusla güçlenen direnişi ve savaşın 1912 baharında çıkmaza girmesi için. ↩

  24. Richard C. Hall, The Balkan Wars 1912–1913: Prelude to the First World War (London/New York: Routledge, 2000). Birinci Balkan Savaşı’nın Trakya cephesi, Osmanlı askerî yenilgileri ve savaşların genel stratejik seyri için. ↩

  25. Uğur Ümit Üngör, “Becoming and unbecoming refugees: the long ordeal of Balkan Muslims, 1912–34”, Europe on the Move: Refugees in the Era of the Great War, ed. Peter Gatrell ve Liubov Zhvanko (Manchester: Manchester University Press, 2017), 304–327. Balkan Savaşlarının Osmanlı Avrupa vilayetlerinden İstanbul’a yönelen geniş mülteci akını ve toplumsal etkileri için. ↩

  26. Hakan Savran, “Balkan Savaşlarında Şarköy Çıkarması ve Bolayır Muharebesi”, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi 7/14 (2024), 315–328. DOI: 10.32953/abad.1530984. Kara ve deniz unsurlarının müşterek harekât planı, hazırlık süreci ve harekâtın başarısız sonucu için. ↩

Kaynakça

Birincil ve döneme yakın kaynaklar

Atatürk, Mustafa Kemal. Arıburnu Muharebeleri Raporu. Yayına hazırlayan Uluğ İğdemir. 2. baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1986. Katalog içeriğinde 19. Tümen Komutanlığına atanma, Maydos Bölgesi Komutanlığı, Arıburnu’na ilk çıkarma, “Arıburnu’na Hareket”, “Cephaneniz Yoksa Süngünüz Var”, “Düşmana İlk Saldırı” ve Anafartalar Grubu Komutanlığına atanma bölümleri yer alır. Katalog ve içerik kaydı.

Atatürk, Mustafa Kemal. Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe. Hazırlayan Uluğ İğdemir. 3. baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020. Eserin bölüm düzeni 6–10 Ağustos 1915 muharebelerini, Anafartalar Grubu karargâhına geçişi ve Conkbayırı taarruzunu ayrı başlıklarla izler. Katalog ve içerik kaydı.

Okyar, Ali Fethi. Bolayır Muharebesinde Adem-i Muvaffakiyetin Esbâbı: “Askerî Mağlubiyetlerimizin Esbâbı” Muharririne Cevap. İstanbul: Kitâbhâne-i İslâm ve Askerî, 1330, 26 s. Eserin başlığında 25 Kânûnievvel 329 tarihli cevap kaydı yer alır. Türk Tarih Kurumu Kütüphane kaydı.

Türk Tarih Kurumu Arşivi. “Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Bey Derne’de.” FT/TB 150 7, 1912. Trablusgarp dönemine ait fotoğraf kaydı. (arsiv.ttk.gov.tr)

Araştırma ve karşılaştırma kaynakları

Hall, Richard C. The Balkan Wars 1912–1913: Prelude to the First World War. London/New York: Routledge, 2000. Balkan Savaşlarının diplomatik ve askerî seyri için arşiv ve yayımlanmış diplomatik/askerî kaynaklara dayalı uluslararası sentez. (routledge.com)

Savran, Hakan. “Balkan Savaşlarında Şarköy Çıkarması ve Bolayır Muharebesi.” Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi 7, no. 14 (2024): 315–328. DOI: 10.32953/abad.1530984. Bolayır taarruzu ve Şarköy çıkarmasının müşterek harekât planı, hazırlığı ve sonucu için. (dergipark.org.tr)

Üngör, Uğur Ümit. “Becoming and unbecoming refugees: the long ordeal of Balkan Muslims, 1912–34.” İçinde Europe on the Move: Refugees in the Era of the Great War, ed. Peter Gatrell ve Liubov Zhvanko, 304–327. Manchester: Manchester University Press, 2017. Balkan Savaşlarının mülteci akınları ve Osmanlı toplumu üzerindeki etkileri için. (Oxford Academic)

Vandewalle, Dirk. “Italy’s Fourth Shore and decolonization, 1911–1950.” İçinde A History of Modern Libya, 2. bs., 24–42. Cambridge: Cambridge University Press, 2012. Trablusgarp ve Bingazi’nin işgali, Osmanlı ve yerel direnişi ile savaşın askerî çıkmazı için karşılaştırmalı uluslararası kaynak. (cambridge.org)

Atabey, Figen. “İtilaf Kuvvetleri’nin Gelibolu Yarımadası’na Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915).” Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 13, no. 18 (2015): 249-270. DOI: 10.17518/caty.75609. Çalışma Osmanlı ATASE belgeleri ile Britanya arşiv kayıtlarını birlikte kullanır. (dergipark.org.tr)

Bilgin, İsmail. “Maydos Mıntıka Komutanı: Kurmay Yarbay Mustafa Kemal ve Cephedeki Görev Süresi, Cepheden Ayrılışı.” Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 13, no. 18 (2015). Mustafa Kemal’in 19. Tümen, Maydos ve Gelibolu kronolojisi için. (dergipark.org.tr)

Bulut Hacıalioğlu, Fatma. “Mustafa Kemal Bey’in (Atatürk) Çanakkale Cephesine Gelişi ve Eceabat Faaliyetleri, 20 Ocak 1915-18 Nisan 1915.” Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 24, no. 38 (2025). 19. Tümenin kuruluşu ve Mustafa Kemal’in cepheye atanmasının kronolojisi için. (dergipark.org.tr)

Kervan, Aslıhan. “Çanakkale Cephesi’nde 19 Mayıs Türk Taarruzu ve 24 Mayıs Ateşkesi.” Türk Savaş Çalışmaları Dergisi 3, no. 1 (2022). Osmanlı taarruzunun ağır kayıpları ve ateşkes süreci için. (dergipark.org.tr)

Ökte, Sezai Kürşat. “Balkan Harbinde ‘Bolayır Muharebeleri ve Şarköy Çıkarması’ 8-9 Şubat 1913.” Atatürk Yolu Dergisi 74 (2024): 131-150. DOI: 10.46955/ankuayd.1412974. Bolayır-Şarköy harekâtının müşterek planlama ve başarısızlık nedenleri için. (dergipark.org.tr)

Şıvgın, Hale. “Mustafa Kemal’in İlk Savaşı.” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 4, no. 10 (1987): 187-195. Makale ATASE belgelerine ve Trablusgarp üzerine askerî literatüre dayanır. (dergipark.org.tr)

Şıvgın, Hale. Trablusgarp Savaşı ve 1911-1912 Türk-İtalyan İlişkileri: Trablusgarp Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’le İlgili Bazı Belgeler. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 1989. (atam.gov.tr)

Australian Government, Department of Veterans’ Affairs. “Landing at Anzac Cove, 25 April 1915.” ANZAC Portal. Çıkarmanın Avustralya tarafındaki kronolojisi ve Mustafa Kemal komutasındaki Türk karşı taarruzu için karşılaştırmalı kaynak. (anzacportal.dva.gov.au)

Australian War Memorial. “August Offensive.” Ağustos 1915 taarruzunun hedefleri, seyri ve başarısızlığı için karşı taraf kurumsal askerî tarih kaynağı. (awm.gov.au)

T.C. Millî Savunma Bakanlığı. “Atatürk Kronolojisi.” Trablusgarp, Balkan Savaşları, Edirne ve Çanakkale kronolojisi için kurumsal kaynak. (ata.msb.gov.tr)

T.C. Millî Savunma Bakanlığı. “Askerî Görevleri.” Mustafa Kemal’in Gelibolu ve askerî görev kronolojisi için kurumsal kaynak. (ata.msb.gov.tr)

Atatürk Ansiklopedisi. “Trablusgarp Savaşı’nda Atatürk.” Trablusgarp’taki görevler, Derne ve muharebe kronolojisi için. (ataturkansiklopedisi.gov.tr)

Atatürk Ansiklopedisi. “Balkan Savaşı’nda Atatürk.” Bolayır, Edirne ve Balkan Savaşları görev kronolojisi için. (ataturkansiklopedisi.gov.tr)

Atatürk Ansiklopedisi. “Çanakkale Cephesi’nde Mustafa Kemal (Atatürk).” Çanakkale’deki görevleri ve 1915 basınındaki görünürlüğü için. (ataturkansiklopedisi.gov.tr)

Gallipoli Association. “Order of Battle – Gallipoli Landings, April 1915.” 25 Nisan 1915 Osmanlı komuta ve birlik düzeninin karşılaştırılması için. (gallipoli-association.org)

TÜBİTAK. “25 Nisan 1915 – Çıkarma Günü.” Çanakkale 100. Yıl portalı; ilk günkü birlik hareketlerinin karşılaştırılması için. (canakkale.tubitak.gov.tr)

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı. Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu katalog ve içerik kaydı. (casa.canakkaletarihialan.gov.tr)

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı. Mustafa Kemal, Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe katalog ve içerik kaydı. (casa.canakkaletarihialan.gov.tr)

Tural, Sadık. “Çanakkale Ne İdi Yahut Emperyalistler Nasıl Durduruldu.” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 22, sayı 64-66 (2006). 25 Nisan 1915 Arıburnu anlatısının karşılaştırılması için. (atamdergi.gov.tr)

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. “Çanakkale Muharebelerinde Mustafa Kemal’in (Atatürk) Siper Savaşına Yönelik Emirlerinin Analizi.” Siper savaşı ve sahra tahkimatı emirleri için. (dergipark.org.tr)